Sol ve Sosyalist Düşünce platformu

Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

 


 Halk Cephesi



Haziran 03, 2020, 07:05:02 ÖS
Okunma sayısı 13 defa

SoLForum

  • Administrator
  • *****

  • Proleter Devrimci

  • 15
    İleti
  • Karma: +0/-0

    • Profili Görüntüle
    • SolForum
Halk Cephesi
« : Haziran 03, 2020, 07:05:02 ÖS »
EMPERYALİZME KARŞI BAĞIMSIZLIK, FAŞİZME KARŞI DEMOKRASİ, KAPİTALİZME KARŞI SOSYALİZM MÜCADELESİ VERİYORUZ



Haklar ve Özgürlükler Cephesi Türkiye’de Demokratik mücadelenin öncüsüdür. Demokratik mücadeleyi meşruluk temelinde yürüten devrimci bir cephe olma özelliği taşıyor. Bu yanıyla HÖC bir geleneğin temsilcisi olarak 1968 yılından bu yana yürütülen Anti-emperyalist, Anti-Oligarşik bir mücadelenin Türkiye’deki tek sürdürücüsü olma onurunu taşımaktadır.



Nasıl bir gelenekten Geliyoruz? Nasıl Bir Tarihe Sahibiz?



Avrupa’da gelişen ve tüm dünyayı etkileyen 68 kitle hareketlerinden bağımsız, 50 yıllık bir revizyonist geleneği reddeden, devrimci bir ayrışmanın sonucu olarak ortaya çıktı. İlk temsilcileri o günün koşullarında gençlik hareketi içinde yer alan ve anti emperyalist eylemlere öncülük ve önderlik eden Mahir Çayan’lardır. Bu gelenek kendini yasalarla sınırlamayan, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı her koşulda, her türlü meşru yöntemle mücadele içinde gelişti. Ve 30 Mart 1971’de Kızıldere’de net şeklini aldı. Ogün bu geleneğin yaratıcıları olan Mahir Çayan ve yoldaşları katledilse de geriye bir mücadele manifestosu bıraktılar. Mahir’lerden devralınan mücadele geleneği bugünlere taşındı.



1970’li yılların ilk evresinde “Dev-Genç” olarak ortaya çıksa da kendini gençliğin mücadelesiyle sınırlamamıştır. Köylülerle birlikte Ege Bölgesin’de Manisa ilinde, Tütün Mitingleri örgütlerken, Türkiye’de işçiler açısından bir dönüm noktası olan 15-16 Haziran İşçi Direnişi’nde İşçi eylemlerini örgütledi. 1 Mayıs’larda alanlarda “devrimci 1 Mayıs”ın temsilcisi oldu. Akademik-Demokratik Mücadelede Gençliğe İYÖKD(İstanbul Yüksek Öğrenim Derneği) olarak öncülük ederken, İşçilere Devrimci İşçi Hareketi, kadınlara Devrimci Kadın Hareketi’yle öncülük etti. Gecekondularda halkla birlikte yıkımlara karşı direndi, halkın konut sorununa çözüm bulmak için halkla birlikte konutlar yaptı,mahalleler kurdu. 12 Eylül 1980 öncesi faşist terör saldırılara karşı halkın can güvenliğini sağlamak için, FTKSME’leri (Faşist Teröre Karşı Silahlı Mücadele Ekipleri) kurarak faşizme karşı mücadelenin öncüsü oldu. Halkı mücadelenin içine katarak halkın kendi öz örgütlenmelerini nasıl yaratması gerektiğini pratikte gösterdi, örgütledi.



Bu gelenek ,12 Eylül 1980 Faşist Cuntası’nın hapishanelerde devrimci tutsakları teslim alma saldırısına karşı direniş içinde yer alıp devrimci kimliğini savunarak ölen ama teslim olmayan Abdullah Meral, Haydar Başbağ, Hasan Telci’lerden alıyor gücünü. 12 Eylül 1980 Cuntası sonrası hapishanedeki tutsakların sesi soluğu olan Tayad’ın cuntaya karşı yapılan ilk demokratik eyleminden, Taksim Meydanı’na çelenk bırakma eyleminden geliyor bu gücü. Dev-Gençlilerin üniversiteli gençliğin akademik demokratik hakları için başlattığı 1987 Nisan direnişlerinden; 12 Eylül sonrasında ilk kitlesel işçi direnişi olan “88 Bahar Eylemleri”nden; 1980 sonrasının ilk grevi olan Migros İşçileri’nin grevinden; 36 ayrı gecekondu mahallesinde halkın konut, yol, su, elektrik, ekonomik ve demokratik hakları için kurulan derneklerinden ÇİHKAD’lardan (Çiftlik Halk Kültür Araştırma Dayanışma Derneği), GÜLKAD’lardan (Gülsuyu Halk Kültür Araştırma Derneği) alıyor gücünü.

İşsizliğe çare olarak halkın geliştirdiği işportacılık da bir iştir ve bu alanda da ilk örgütlenmeyi yine 96 Ölüm Orucu direnişinde yaşamını yitiren Yemliha Kaya’ların öncülüğünde kurulan İŞPOR-DER(İşportacılar Dayanışma Derneği) ve 12 Eylül 1980’den sonra örgütlenmeleri yasaklanan-sendikaları kapatılan memurların ilk örgütlenmeleri olan Sağlık-Sen(Sağlık Emekçileri Sendikası), Bem-Sen(Belediye Emekçileri Sendikası) bu gelenek tarafından kurulmuştur.



HÖC’ün önceli HÖP’tür. Yani Haklar ve Özgürlükler Platformu. İçinde Memurların demokratik hakları için kurdukları Devrimci Memur Hareketi’nin, İşçilerin Devrimci İşçi hareketi, Gençliğin-özellikle de öğrenci gençliğin Dev-Genç’i, mahallelerin DSG’i(Devrimci Sol Güçler) ile bir araya geldiği hayatın her alanında sorunları gören ve çözüm üreten, eylemleriyle, örgütlenmeleriyle alternatif olan HÖC (Haklar ve Özgürlükler Cephesi) bu örgütlenmelerin daha nitelikli hale gelmesiyle oluşan demokratik bir cephe örgütlenmesidir.



Bugün Türkiye’de 33 il ve ilçesinde bulunan Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri’nin oluşturduğu Temel Haklar Federasyonu, 36 ilde öğrenci gençliğin akademik-demokratik haklarının mücadelesini veren Gençlik Federasyonu, Kültür ve Sanat Alanında Türkiye’de ve dünya çapında halkların sesi soluğu olan Grup Yorum-İdil Kültür Merkezi, Hukuk mücadelesini sadece mahkemelerle sınırlamayıp müvekkillerinin hakları için gerektiğinde kendisi de müvekkilleriyle aynı eylemde yer alıp dünyada avukatların günü olarak kutlanan 5 Nisan 2006’da kendisi de “F Tipi Hapishanelerdeki Tecritin Kaldırılması” talebiyle ölüm orucuna başlayan Avukat Behiç Aşçı ve bağlı bulunduğu Halkın Hukuk Bürosu, Türkiye’de tutsak yakınlarının kurduğu ve bu uğurda onlarca şehit ve tutsak veren TAYAD(Tutuklu ve hükümlü aileleri yardımlaşma derneği), Yayın alanında devrimci bir alternatif olma ve burjuva ideolojisine karşı devrimci-sosyalist ideolojiyle yayın yapan Yürüyüş Dergisi her biri kendi alanında Türkiye’de düzene karşı alternatif olan kurum ve yayınların örgütlenmesidir HÖC.



Politika üretmediği hiçbir konu yoktur. Her konuda alternatif eylemler, etkinlikler, projeler üretmektedir. Temel Haklar Federasyonu kuruluşunun birinci yılında olmasına rağmen, halkı evsiz bırakmaya yönelik Türkiye iktidarının geliştirdiği “Kentsel Dönüşüm Projesi”ne karşı “Halkla Birlikte Çözüm” politikasıyla yıkım araçlarına karşı gecekondulularla birlikte dozerlere karşı barikatlar kurularak direnilmiştir. Türkiye’deki Kuş Gribi salgınında önlem almayarak halkın ölmesine sebep olan hükümeti “Kuş Gribi Değil AKP İktidarı Öldürüyor” sloganıyla yaptığı kitlesel gösterilerde alternatiftir. Ama sadece bunlarla da sınırlı değildir mücadelesi. Yine her mahallenin kendi sorunlarından yola çıkarak, kimi yerde uyuşturucuya, fuhuşa, hırsızlığa, kimi yerde internet cafelerin çocuklar üzerinde yarattığı olumsuz-yoz sonuçlara karşı Kütüphaneler projeleri, işsiz kalan kadınlara yönelik “Kadınlar İçin Mahalle İşlikleri” çalışması başlatmıştır. Gerekçesiz olarak kapatılan SEKA(Selülozik Kağıt Fabrikası)’nın direnen işçileriyle birlikte “Seka Halkındır Kapatılamaz” şiarıyla yaptığı eylemler ve bu eylemden dolayı onlarca kez uğradığı saldırılara karşı yılmamıştır. Şemdinli ve Yüksekova’da Kürt halkını hedef alan bombalı, silahlı kontrgerilla saldırılarına karşı Kürt halkına yönelik saldırılara karşı İstanbul’da yaptığı Taksim eylemleri, AKP önü açıklama-eylemleriyle ve yine bizzat saldırıya uğrayan Yüksekova ve Şemdinli halkının yalnız olmadığını göstermek ve saldırıyı yerinde incelemek için oluşturduğu heyetlerle o ilçelere yaptığı ziyaretlerle pratikte alternatif olduğunu göstermiş, göstermeye de devam edecektir.



Yine TAYAD(Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Derneği)’ın 2000 Ekim ayından bu yana 6 yıldır süren Ölüm Orucu Direnişi’nin dışarıya taşıyan eylemleri ve yine bizzat üyelerinin Ölüm Orucu’nda hayatlarını feda etmeleri bunun pratikteki en somut göstergesidir.



Gençlik Federasyonu bugüne kadar onlarca kez kampanyalar örgütlemiş, bu kampanyalar içerisinde birçok üyesi saldırıya uğramış, işkencelerden geçirilmiş tutuklanmıştır. Ortaöğrenim alanında öğrencilerin okullarda söz karar hakkı için başlattığı “Öğrenci Haklarımızı İstiyoruz” kampanyası bu konuda tektir.



Kültür Sanat alanında OKM (Ortaköy Kültür Merkezi)’den İdil Kültür Merkezi’ne bir geleneği yaşatmaya devam etmektedir. Kültür merkezine bağlı olarak çalışma yürüten Grup Yorum kendi alanında tektir. 1986’dan bu yana 20 yıllık bir birikime ve tarihe sahiptir.



Adaletin ve Hukukun ayaklar altına alındığı mahkeme duvarlarında “Adalet Mülkün Temelidir” yazısıyla adeta “mülkü olana adalet” i savunan mahkemelere sahip Türkiye’de hukukçularıyla da örnektir HÖC. Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatları 1988’den bu yana örgütlü olarak mücadele vermektedir.



Haklar ve Özgürlükler Cephesi kendisini sadece Türkiye’yle sınırlı bir mücadeleye hapsetmemiştir . Emperyalizmin saldırısına uğrayan halklarla her türlü dayanışma ve birlikte mücadeleyi savunup, örgütlemiş, örgütlemeye de devam etmektedir. Geçmişte İstanbul Dolmabahçe’de Amerikan 6. Filosu’nun rıhtıma çıkan yankee askerlerine karşı kitlesel bir eylem düzenlemiş “6. Filo Ülkemizden Defol” diyerek yankee askerlerini denize atmıştır. Yine Filistin halkının direnişiyle dayanışma içinde olmuş, İsrail siyonizmine karşı mücadele etmiştir. Bugün de Irak’a 1990’dan bu yana yapılan emperyalist saldırganlığa karşı eylemler örgütlemiş, kampanyalar düzenlemiştir. 1990’da saldırı başlamadan önce “Emperyalist Savaşa Hayır” sloganıyla Türkiye’de tüm anti-emperyalist kişi ve kurumları bu konuda eylemlere katmıştır. Saldırı başladıktan sonra ise “Emperyalist Savaşa karşı Savaş” şiarıyla mücadelesini kesintisiz bir şekilde sürdürmüştür. Dünyanın birçok ülkesinde sosyalist iktidarların yıkılmasıyla “tarihin sonu” diyen emperyalizme karşı sosyalizmin bayrağını Türkiye’den daha da yükseğe kaldırarak sosyalizmi savunmaya devam etmiştir. Son Irak saldırısında Türkiye’de örgütlenen tüm eylemlerin içinde yer almış, örgütleyicilerinden olmuştur. Irak’taki işgale karşı eylem ve etkinlikler örgütleyen “Irak’ta İşgale Hayır Koordinasyonu”nun örgütleyicilerindendir. Irak’a saldırıyı engellemek için dünya genelinde örgütlenen “Canlı Kalkan” eylemine Türkiye’den Cihan Keşkek (Grup Yorum üyesi) ve Eylül İşçan (TAYAD üyesi) isimli iki üyesini Canlı Kalkan olarak Irak’a göndermiştir.



Haklar ve Özgürlükler Cephesi devletin kendisine yönelik tüm baskı,yasak ve katliam politikasına rağmen çatısı altında bulunan 100’e yakın kurumuyla Türkiye’de her alanda hak ve özgürlük mücadelesi vermeye devam etmektedir.
https://www.solforum.net hayata SoL'dan bak !